Otizm Dünyası

Otizm Dünyası

Otistik Çocukların İletişim Sürecinde Dil Eğitimi

Otistik Çocukların İletişim Sürecinde Dil Eğitimi

1.      
Konuşma Yeteğenğinin İletişim Amaçlı Kullanılmasını Sağlamak:

Otistik gençlerin iletişim becerilerini geliştirmek içinçeşitli alanlara yönelik çok yönlü alıştırmalaların yapılması gerekir. Bu çok yönlülük aktif ve pasif konuşmanın dışında kişiler arası ilişkilerde, örneğin konuşulan kişinin neyi bilip bilemeyeceğini kestirme ve ben, sen algısı için de oldukça önemlidir.
 
1.1   Konuşurken Cümleleri Kesmeden Bütün Olarak Kullanma
Konuşmasını öğrenmiş olan ve cümleleri kesmeden konuşan otistikler, gençlük dönemlerinde 1-2 kelimlerik cümlelerle konuşmayı tercih ederler. Ancak bu kısa ifade tarzları ile itici bir görünüm sergilerler. Bu da sosyal kontakları için olumsuz bir durum oluşturur.
Terapinin Hedefi :
·         Cümleleri kesmeden bütün olarak kullanmak.
·         Tek kelimelik cümleleri birkaç kelimelik cümleler haline getirmek
 Yöntem
Gençlerin önüne tam ve bütün cümlelerle anlatmaları istenen resimler konur. Bu yapılırken aşağıda örnekte de gösterileceği gibi adım adım ilerlemek gerekir:
 
Günter’e bir elma resmi gösterilir ve Günter “elma” der. Bunun üzerine terapist, “Aferin, çok güzel. Bu bir elma” der ve bu cümleyi tekrarlamasını ister.
 
Birkaç seanstan sonra öğrenciler kendi başlarına cümle kurabilirler, ama bunun için terapistin uyarısına ihtiyaç duyarlar. Daha sonra bütün cümle kurmaları için güler yüzlü bir mimik ve kafa sallama yeterli olacaktır. Günlük hayatta da bütün cümleler halinde konuşma üzerinde durulmalıdır. Eğer öğrenci birşey isterken tek kelime kullanıyorsa, bu onu uyarmak için iyi bir fırsattır. Her hatasını düzelttiğinde ödüllendirilmelidir.
 
1.2   Sen, Ben, Biz, O vb Zamirlerin Doğru Kullanılması
 
Terapinin Hedefi:
·         Ben bilincinin geliştirilmesi, öğrencinin kendinden bahsederken adını yada “ben” zamirini kullanması
·         Ben/sen zamirlerinin doğru kullanılması
 
Yöntem
Amaç, kişinin kendisi ile diğer kişiler arasında farkları netleştirmektir. Bunun için öğrenciye kendinin ve iyi tanıdığı başka kişilerin fotoğrafları gösterilir. Öğrenci önce fotoğrafın üzerinde gördüğü kişinin ismini söyler, sonra da aynı şeyi zamir kullanarak ifade eder. “Bu Peter, bu da ben’im” Bunun üzerine öğrenciden kendi dış görünüşünü tarif etmesi istenir. Eğer zorlanıyorsa yardım olarak büyük bir ayna kullanılabilir. Tarif etmeye “ben....yım” ya da “benim......m var” diye başlanır.
 
Doğru zamirleri kullanabilmesi için öğrencinin önüne kendisinin ve başkalarının eşyalarından oluşan çeşitli objeler konur. (örneğin kıyafetler) Şimdi hangilerinin ona ait olduğunu bulması istenir. (örneğin “bu benim”, “bu benim eldivenim” gibi) Bundan sonra diğer kişiye ait olan nesneleri bulması ve bunları da yine uygun zamirlerle adlandırması istenir. (örneğin “bu senin”, “bu sana ait” gibi) Bu yöntem, otistik gençlerde sık rastlanan zamirleri karıştırma özelliğinin azaltılması için oldukça iyi bir yöntemdir. (Otistik kişiler kendilerinden bahsederken sık sık ikinci tekil şahsı kullanırlar. Konuşma içerisinde “ben” ve “sen” ayrımını yapabilmek cok zordur onlar için.)
 
Ayrıca öğrencilerin aynadan çok fotoğraflarla çalışmayı tercih ettikleri saptanmıştır. Örneğin Jens fotoğraflarla çalışmaktan çok zevk alıyordu. Bu alıştırma arada sırada yapılmaya başlandığında, Jens yine fotoğraflarla çalışmak istedi. Bu alıştırmada önemli olan, doğru cevaplar verildiğinde manevi ödüllerin her seferinde biraz daha arttırılmasıdır.  İlk seanslarda doğru zamir öğrenilene kadar sık sık tekrar gerekir. Ancak daha sonra, öğrenilenin yerleşmesi için kısa tekrarlar yeterlidir.
 
1.3   Vurgulara Özen Göstererek İletişim Sürecinde Destek Sağlamak – “İntonasyon”
 
Terapinin Hedefi:
Konuşurken uygun vurgulamayı yapabilmek
 
Yöntem
Terapist anlaşılır bir şekilde, ruh durumuna uygun bir tarzda ve ses tonuyla konuşur. Öğrenci monoton bir tarzda ve aralıksız konuşuyorsa ona şöyle denebilir. “Bu şekilde konuşursan, bana anlatmak istediğini hiç anlayamam. Lütfen ili cümle arasında kısa bir ara vermeye çalış. Böylece anlamadığım birşey olursa hemen sana sorabilirim.” Eğer öğrenci uygun ses tonuyla ve kısa aralarla konuşmaya çalışıyorsa ödüllendirilir.
 
Bundan sonraki adımda cümleleri farklı vurgularla söyleme çalışması yapılır. Bunun için basit cümleler kullanılır ve her seferinde farklı bir kelime vurgulanır. Böylece her seferinde cümlenin anlamı da değişir ve öğrenci hangi vurgunun hangi anlamı verdiğini çıkarmaya çalışır.
 
Öğrenciye farklı duygular (örneğin üzüntü, yas, sevinç,sinir) içeren cümleler verilir ve bunları uygun vurgu ile okuması istenir. Önce terapist bu cümleleri abartılı bir vurgu ile okur ve öğrenci cümleleri uygun vurgu ile tekrarlayabiliyorsa onu över. Bunun üzerine gence farklı duyguları anlatan cümleler veya kelimeler gösterilir. Daha sonra öğrenci ile kısa bir hikaye okunur ve uygun vurguları yapmasına özen gösterilir.
 
Otistik gençler terapistin okuduğu cümleleri uygun vurgu ile tekrarlamakta çok zorlanmazlar, ancak duymadıkları bir cümleyi uygun vurguyla okumakta zorlanırlar. Bu çalışamalardan sonra gençlerin vurgulamayı günlük hayatta kullanmaya başladıkları gözlenmiştir. Ancak bazı gençler çok heyecanlandıklarında ya da tedirgin olduklarında tekrar monoton konuşmaya geçebilmektedirler. Bu beceriyi tam olarak yerleştirmek için günlük hayatta da alıştırma yapılması çok önemlidir.
 
1.4   Anlaşılırlık – Uygun Bir Frekansta Konuşmak 
 
Otistik kişiler konuşurken genelde çok yüksek sesle konuşurlar, bu da çeverleri tarafından saldırganlık olarak algılanır.
 
Terapinin Hedefi:
Uygun ses tonunda konuşmak
 
Yöntem
Yüksek sesle konuşmanın diğer insanları rahatsız ettiği öğrenciye anlatılır. Terapist önce normal ses tonuyla, sonra da öğrencinin konuştuğu ses tonuyla konuşur ve ona hangisinin daha çok hoşuna gittiğini sorar. Yüksek sesle mi yoksa normal sesle tonuyla konuşmanın mı? Genelde normal ses tonunun daha çok hoşlarına gittiğini söylerler. Bunun üzerine terapist konuşma oyunları ile daha sessiz konuşmayı öğrenebileceklerini anlatır. Sonra da kendi sesini nasıl değiştirebileceğini gösterir. Bunun için sesli harfleri farklı tonlarda ve farklı frekanslarda söyler. Şimdi öğrencinin hangi ses tonunu ve frekansını beğendiğini, hangilerini beğenmediğini sorar. Bu alıştırmaya katılan genöler farklı frekanslarda sesler çıkarırken çok eğlenmişler ve sonrasında da neyin hoşlarına gidip gitmediğini anlatabilmişlerdir. Daha sonra öğrenci ile hangi durumlarda neden alçak sesle konuşulması gerektiği (birisi uyuduğunda, çalıştığında ya da rahatsız edilmek istemediğinde) ve hangi durumlarda yüksek sesle konuşmanın uygun olacağı konuşulur. Yüksek sesle konuşmanın başkalarını neden rahatsız edebileceği öğrenciye sorulur ve kendisinin istediği durumlara örnek vermesi istenir.
 
Ludwig, “çok yüksek sesle konuşuyorsun” uyarısına tepki göstermiş ve hasta olduğundan dolayı bu kadar sesli konuştuğunu savunmuştur. Burada öğrenciye eleştirilmediğini, yüksek sesle konuşmanın da önemli olduğunu, ancak sesini çok yükseltirse onu kimsenin anlamayacağını anlatmak gerekir. Otistik kişiler bazı durumlarda (örneğin heyecanlandıklarında ve tedirgin olduklarında) uygun ses tonuyla konuşmakta zorlanırlar. Bundan dolayı günlük hayatta seslerini fazla yükselttiklerinde uyarmak çok önemlidir.
 
1.5   Anlaşılırlık – Konuşma Hızı
 
Terapinin Hedefi:
Uygun konuşma hızında konuşmak
 
Yöntem
Terapist yavaş konuşması için öğrenciyi uyarır. Eğer konuşma hızı yavaşlamıyorsa öğrenciyi tekrar uyarır ve bu kadar hızlı konuşursa onu kimsenin anlayamayacağını söyler. Şimdi terapist abartılı bir şekilde yavaş konuşur ve öğrencinin de aynı şekilde konuşmasını ister. Aynı zamanda öğrenciye konuşurken acele etmesine gerek olmadığını, çünkü onun için yeteri kadar vekti olduğunu söyler. Sonra ona bazı cümleler gösterir ve bunları yavaş yavaş anlaşılır bir şekilde okumasını ister. Uygun hızda konuşmak sözel ifadeyi güçlendirir. Bu alıştırmada da güler yüzlü mimik ve övgünün başarıyı getirdiği görülmüştür.
 
Her olumlu desteklemeden sonra Jens daha yavaş konuşmaya çalışıyordu, ancak ilk başlarda aynı hızda konuşmakta zorlanıyordu. Jens ile yapılan çalışmalarda önceleri çok küçük başarılar sağlanabiliyordu. Örneğin Jens sadece bir cümleyi uygun hızda söyleyebiliyordu. Ancak 23 seanstan sonra düzenli olarak yavaş konuşmaya başladı. Bu öğrenci aynı zamanda konuşmak için de çok zor motive oluyordu. Bundan dolayı dönüşümlü olarak, bir konuştuğunda bir de uygun konuşma hızında konuştuğunda övülmesi gerekiyordu. Bunun dışında, terapistin yeteri kadar zamanı olduğunun ve bundan dolayı hızlı konuşmasına gerek olmadığının sık sık hatırlatılması çok önemliydi.
 
1.6   Anlaşılırlık – Kelime Telafuzu
 
Terapinin Hedefi:
Kelimelerin doğru telaffuzunu öğrenmek.
 
Yöntem
Terapist, öğrencinin yanlış telaffuz ettiği kelimeleri düzeltir ve sık sık tekrar ettirir. Bu alıştırma da dönüşümlü olarak övgü kullanılması çok önemlidir. Özellikle de az konuşan kişilerde ve konuşmaya çok zor motive olan kişilerde buna daha çok özen göstermek gerekir. Bu gençler hem konuştukları için hemde kelimeyi doğru telaffuz ettikleri için övülmelidirler. Öğrencinin söylerken çok zorlandığı kelimeler hecelerine ayrılır ve önce heceleri doğru söylemesi üzerinde durulur, sonra da tüm kelime üzerinde çalışılır. Doğru telaffuz edilen kelime her derste ve yeni bir kelimeye geçmeden önce sık sık tekrar edilmelidir. Her anlaşılır şekilde telaffuz ettiği kelime için öğrenci övülmelidir. Bu alıştırmada önemli olan, öğrencinin daha iyi söylemeye başladığı kelimelerin sık sık tekrar edilmesidir.
 
Günter’in konuşması ilk başlarda hiç anlaşılmıyordu. 19. Seanstan hissedilir bir gelişme oldu, öğrencinin konuşması artık daha iyi anlaşılıyordu. Bu alıştırmada da hızlı ve kalıcı öğrenme için övgünün çok önemli bir etken olduğu tekrar görülmüştür. Anlaşılır konuşma sonucu çevresi tarafından daha iyi anlaşılması, öğrenciyi daha fazla konuşmaya teşvik etmiştir. Çünkü aynı zamanda grup üyeleri tarafından konuşmalara dahil edilmiş ve daha fazla ilgi görmüştür.
 
1.7   Ekolali – Sterotip Davranışların Azaltılması
 
Terapinin Hedefi:
Ekolalinin azaltılması.
 
Yöntem
Ekolali otistik kişilerin çok belirgin bir özelliğidir. Bazı kelimeler, cümlenin bir bölümü ya da bir deyim hiç değiştirilmeden tekrar edilir. Ekolalinin otistik kişiler için birçok işlevi olabilir. Örneğin dikkat çekme, konuşmayı sürdürme ya da belirli bir ifadeyi anlama gibi. Bundan dolayı ekolalinin öğrenci için nasıl bir işlevi olduğunun saptanması çok önemlidir. Eğer ekolali cümleyi anlama işlevini görüyorsa, bazı durumlarda buna izin vermek gerekir. Ancak kelimelerin daha sessiz tekrarlanması sağlanabilir.
 
Öğrenciye sürekli tekrar ettiği bir ifadeyi gerçekten anlayıp anlamadığı sorulur. Eğer anlamadıysa bu ifade tekrarlanmayacak duruma gelene kadar bu adım tekrarlanır. Terapist çalışma yaptığı cümlelerin listesini çıkartıp sağlanan başarıyı sürekli kontrol etmelidir.
 
Eğer ekolaliler dikkat çekmek amacıyla yapılıyorsa, konuşma içinde onları duymazlıktan gelerek azaltmak mümkündür. Hiçbir zaman ekolali sonucu çocuğa ilgi gösterilmemelidir. Ancak bu durumda öğrenciye başka bir alanda (örneğin bir oyun teklifinde bulunarak) ilgi göstermek gerekir.
 
Ekolali sterotip davranışa dönüşüp kendi kendini rahatlama amacıyla yapılıyorsa onu görmezlikten gelerek, oyunla dikkati başka yere çekebilirsiniz ya da aşağıdaki bölümlerde anlatılacak olan yöntemleri kullanabilirsiniz.
 
1.8   Konuşurken Yapılan Sterotipler – Sık Sık Aynı Soruların Sorulması
 
Terapinin Hedefi:
Aynı soruların sık sık sorulmasını engellemek
 
Yöntem
Öğrenci tekrar tekrar aynı soruyu soruyorsa, bu soru sadece bir kere cevaplandırılır. Aynı soru çocuğun kendisine sorulur ve cevaplayabiliyorsa, cevabı çok iyi anladığı ve tekrar sormasına gerek olmadığı anlatılır. Sorunun cevabını bildiği için cevaplandırılmayacağı söylenir. Eğer öğrenci aynı soruyu sormaya devam ediyorsa, terapist bunu duymazlıktan gelir ve öğrencinin dikkatini başka bir çekmeye çalışır.
 
Franz’ın konuşma sterotiplerini azaltmak çok zor olmuştu, çünkü 3-4 hafta arayla bir çöküş dönemi yaşıyordu. Bu dönemde sürekli konuşup, cevabını bildiği soruları tekrar tekrar soruyordu. Burada önemli olan karşı sorularla ya da dikkatini başka şeylere çekerek sürekli aynı soruları tekrar etmesini önlemekti.
 
Bazı öğrencilerin tedirgin olduklarında dolayı sık sık aynı soruları tekrar ettikleri görülmüştür (örneğin onları okuldan kimin alacağını ya da bir arkadaşları uzun süre gelmediğinde, tekrar ne zaman geleceğini sorarlar) Burada öğrencilerle ayrıntılı olarka konuşup açıklama yapmak ve endişelerini yok etmek çok önemlidir.
 
Bazen öğrencilerin, endişeli olduklarında sordukları soruların yerine farklı sorular sormaya başladıkları gözlemlenmiştir. Aynı soruların tekrarlanmasının nedeni, kendi kendini uyarma ya da bir konuşmayı sürdürme ihtiyacı da olabilir. Kendini uyarma amacıyla tekrarlanan sorular ilgi çekici bir uğraş ile engellenebilir. Bir konuşmayı sürdürme amacıyla sorulan sorular ise daha fazla ilgi göstererk ve bir konuşmayı başlatmanın yollarını arayarak önlenebilir. Bunun için drama oyunları (rol oyunları) çok uygundur.
 
1.9 Konuşma Sterotipleri – İbarelerin Tekrarı
 
Terapinin Hedefi:  
İbarenin tekrarının azaltılması
 
Yöntem
Terapist öğrencisnin sterotip olarka kullandığı bir ibareyi söyleyerek derse başlar ve bun cümleyi kimin söylediğini sorar. Eğer öğrenci bu cümleyi tekrar eden kişinin kedi olduğunu fark etmişse, bu cümleyi anlayıp anlamadığı sorulur. Ancak öğrenci tekrar eden kişinin kendisi olduğunu fark etmemişse, söylediği duymazlıktan gelinir ve dikkati başka bir şeye çekilmeye çalışılır. Bu da yeterli olmuyorsa öğrenci ile bir konuşma içine girilir ve sterotip ifadelere başladığında bunların şu anki konuşmayla ilgisi olmadığı söylenir. (örneğin “şimdi konumuz bu değil. Biz şu anda ne konuşuyoruz?”) Konuşma sırasında yine bazı cümleler tekrar ediliyorsa, bu dikkate alınmaz ve karşı sorularak öğrencinin ibareleri tekrar etmesi önlenir.
 
Diğer bir etkili yöntem ibarelerin öğrenci ile birlikte tekrar edilmesidir. (“paradoks alıştırma”) Genelde birkaç tekrardan sonra öğrenci ibareyi tekrar etmekten vazgeçer.
 
Ludwig, dokuzuncu seansa kadar bazı ibareleri sürekli tekrar ediyordu. Onuncu dersten itibaren anlatılmış olan yöntemler kullanılarak tekrarlar azaltıldı. Ludwig’in tekrar ettiği cümleler, eğitimi boyunca yapması ve yapmaması istenen davranışları içeriyordu. Bu cümleleri daha çok tedirgin olduğunda ve nasıl davranması gerektiğini bilmediği durumlarda tekrar ediyordu. Burada dikkat edilen nokta, Ludwig’i rahatlatan ve ona yardımcı olan cümlelerin engellenmemesi, ama o anki durumla hiçbir bağlantısı olmayan cümleleri azaltılmaya çalışılmasıydı.
 
1.10 Konuşmayı Kesmek
 
Terapinin Hedefi:
Konuşmayı uygun şekilde bitirmek gerekir. Yani konuşma bittiyse zorla sürdürmeye çalışmak ya da konuşmayı ortasında kesmek uygun olmaz.
 
Yöntem
Önce Öğrenci ile konuşma süreci hakkında konuşulur. Bir konuşmaya başlarken ne söylenebilir, ne anlatmak istiyorsunuz ve bir konuşma nasıl bitirilir; bu konuların hepsi öğrenci ile konuşulur. Sonra drama ile bunlara çalışılır. Arnold’un konuşmayı uygun şekilde bitirmeyi öğrenmesi oldukça uzun sürmüştü (24 seans) Bunun sebebi otistik kişilerin sosyal davranış kalıplarına uymakta, kendilerini başkalarının yerine koymakta ve beklentilere karşılık vermekte zorlanmalarıdır. Konuşma bittiği halde öğrenci sürdürmeye çalışıyorsa, terapist ona anlamadığı ya da söylemek istediği birşey var mı diye sorar. Böyle bir şey yoksa terapist öğrencisine ne zaman tekrar görüşeceklerini söyler (örneğin “benim A’ya ders vermem gerekiyor, sonra yine sana geleceğim”) Aynı gün içinde tekrar ders yapılmayacaksa tam olarak ne zaman ders yapılacağı öğrenciye söylenmelidir.
 
Bunların dışında konuşmayı ortasında kesmenin ayıp olduğu ve diğer kişileri üzebileceği otistik kişiye anlatılmalıdır. Drama oyunları bu gibi durumların öğrenilmesi için çok uygundur.
 
1.11 Güncel Durumlarla Bağlantısı Olmayan İfadeler
 
Terapinin Hedefi:
Mevcut durumla bağlantısı olmayan ifadelerin azaltılması.
 
Yöntem
Öğrenci ile mevcut durumla bağlantısı olmayan ifadeler hakkında konuşulur. Bu ifadelerle birşey anlatmak isteyip istemediği ve kafasına takılan birşeyin olup olmadığı sorulur. Terapist konuşmanın başında kısaca öğrencinin ifadelerine değinir, ama aynı zamanda bunların konuşmanın içeriği ile hiçbir bağlantısı olmadığını söyler. Konuşurken bu ifadeler duymazlıktan gelinerek ve karşı sorular sorularak azaltılmaya çalışılır. Arada sıra, öğrencinin söylediği ifadelerin konuyla bağlantısı olup olmadığını düşünmesi sağlanır. Bazı öğrencilerin zamanla, konuşmaya uymayan ifadeler kullandıklarında, bunun konuyla bağlantısı olmadığını ekledikleri görülmüştür.
 
Otistik kişler, kendilerinin bildiği herşeyi konuştukları kişinin de bildiğini düşünürler. Bundan dolayı öğrenciye “bu kişiyi tanıdığımı veya daha önce gördüğümü mü düşünüyorsun” ya da “benim orada olup olmadığımı düşünür müsün” gibi sorular sorulmalıdır. Burada amaç, öğrencinin konuştuğu kişinin kendisinin bildiği herşeyi bilemeyeceğini anlamasıdır. (Zihin teorisi bölümündeki alıştırmalarla karşılaştırınız.)
 
Max on altıncı seanstan itibaren konuyla bağlantısı olmayan ifadeler söylemeyi tamamen azaltmıştı; yirmi altıncı seanstan sonra artık bunları hiç söylemiyordu.
 
1.12 Kendi Kendine Konuşma
 
Terapinin Hedefi:
·         “Sesli düşünmeyi” daha sessiz gerçekleştirmek
·         Bir konuşmayı başlatmayı öğrenmek
·         Kendi kendine konuşmayı azaltmak
 
Yöntem
Kendi kendine konuşmanın farklı işlevleri olabilir. Başka bir konuşma yerine geçebilir (otistik psödodiyalog) ya da kendi kendini yönlendirme işlevi taşıyabilir. Örneğin Franz çalışmalar sırasında kendi kendine ne yapması gerektiğini söyleyip duruyordu (“şimdi Franz’ın bir makas alması gerekiyor”) Burada ne yapması gerektiğini anlaması ya da hatırlaması için öğrencinin sesli düşünmeye ya da bir görevi tekrar etmeye ihtiyacı olduğunu düşünebiliriz. Bundan dolayı bu durumda sesli düşünmeyi engellemek pek anlamlı değildir. Ancak öğrencinin kendi kendini yönlendirmeyi daha sessiz yapması için çalışılabilir. Eğer kendi kendine konuşma bir konuşma yerine geçiyorsa bunu önlemek gerekir.
 
Öğrenci kendi kendine konuşurken kiminle konuştuğu, birine birşey söylemek isteyip istemediği ya da şu anda kiminle konuşmak istediği sorulur. Amaç, öğrencinin kendi kendine konuştuğunu ve konuşma partneri bulmak için birşeyler yapması gerektiğini fark etmesidir. (örneğin göz kontağı aramak, bir kişiye dönmek vb.) Öğrencinin anlatmak istediği birşey yoksa ve kendi kendine konuşmayı kesmesi istenir. (“şimdi susman gerekiyor. Masayı konuşmadan da silebilirsin...” gibi)
 
1.13 Aynı Konu Etrafında Dönen İfadeler
 
Terapinim Hedefi:
Aynı konu etrafında dönen ifadelerin azaltılması.
 
Yöntem
Aynı konu etrafında dönen ifadeler hakkında çocukla konuşulur. Terapist gencin / çocuğun niye bu konu üzerinde bu kadar durduğunu öğrenmeye çalışır. Sonra da bir çözüm bulmaya çalışır. Öğrenciye bu konuyla ya da bu ifadeyle birleştirdiği duyguların olup olmadığı sorulur. Korku ya da üzücü olayları içeren anılar, resimle ya da benzer konulu hikayelerle öğrenilmeye çalışılır.
 
Ludwig çok sevdiği yaşlı teyzesini ziyaret etmek istiyordu, ama ziyareti ayarlayamadığı için çok huzursuzdu. Söyledikleri hep bu konuyla ilgiliydi, bundan dolayı duymazlıktan geliniyor ve sürekli konuyla bağlantısı olmadığı uyarısı yapılıyordu. Ama Ludwig dönüp dolaşıp aynı şeyleri söylemeye devam ediyordu. Ancak bu ziyareti nasıl gerçekleştirebileceği konuşulduğunda rahatladığı gözlendi. Bundan dolayı adım adı mbu ziyareti gerçekleştirmek için neler yapması gerektiği, hangi ulaşım araçlarını kullanacabileceği konuşuldu. Ayrıca, bu ziyaretle bağlantılı olan beklentileri, ziyaretin nasıl geçeceği ve akrabasının vakti olmazsa ne olacağı konuşuldu.
 
Gerçeklerin konuşulması sterotip olarak ifade edilen ihtiyacın gerçek bir plana dönüşmesini sağlar.
 
Başka bir öğrenci ise sürekli olarak, yurt dışında yaşayan bir öğretmenini davet etmek istediğinden bahsediyordu. Anne ve babasıyla konuşulduktan sonra bu yolculuğun çok uzun ve zor olduğunu bundan dolayı bu ziyaretin mümkün olmadığı anlatıldı. Öğrenci mektup ile bağlantı kurmaya yönlendirildi. Bundan sonra ziyaret ile ilgili konuşmaların azaldığı görüldü.
 
1.14 Resmi ve Samimi Hitap Biçimleri
 
Terapinin Hedefi:
“Sen” ya da “Siz” türü hitap biçimlerini öğrenmek.
 
Yöntem
Konuşmanın içinde öğrenciye şu kural anlatılır: “Tüm kişilere ‘siz’ diye hitap edilir. Ancak biri sana “sen” demen için izin verirse o kişiye “sen” diye hitap edebilirsin.” Sonra da kime “sen” kime “siz” demesi gerektiği anlatılır. Max beşinci seanstan sonra bu kuralı uygulayabiliyordu. Fakat bu yöntemin belirli bilişsel beceriler gerektirdiğini unutmamak gerekir. Her otistik çocuk kuralları anlayıp kullanamaz. Söyleneni anlama ve anlatma ya da görgü kurallarını uygulamada zorluk yaşayan otistik gençler için aşağıda anlatılacak olan alıştırmalar uygundur.
 
1.15 Bir Haber ya da Mesajın Başka Bir Kişiye İletilmesi
 
Terapinin Hedefi:
 Bir kişiye kısa bir mesajın iletilmesi.
 
Yöntem
Önce öğrencinin çok ullandığı eşyalardan birini getirmesi istenir. (örneğin teyp, walkman) Bundan sonraki adımda öğrencinin bazı nesneler getirmesi yada getirip ihtiyacı olan birisine vermesi istenir. Şimdi terapist öğrencinini birine bir mesaj iletmeye yöneltir. Bu mesajın evdeki ya da kurumdaki işleyişiyle bağlantısı olması gerekir. (mesela öğrenci birinden bir kalem ister) Öğrenciye verilen görev birkaç kez anlatılır ve mesajı tekrar etmesi istenir.
 
Başka kişilerin yanına girmekte zorlanan öğrencilerde şu adımlar izlenmelidir:
 
1.       Öğrenci ve terapist birlikte giderler ve mesajı terapist iletir.
2.       Öğrenci ve terapist birlikte giderler ve mesajı öğrenci iletir.
3.       Öğrenci yalnız gider ve mesajı iletir.
 
Öğrenci tek başına birşey getirdiyse ya da bir mesajı iletmeyi başardıysa terapist onu mutlaka över.
 
2.       Konuşmada Mantık ve İdrakın Geliştirilmesi.
 
2.1 Kelime Hazinesinin Geliştirilmesi
 
Terapinin Hedefi:
Yeni kelimleri anlayabilmek.
 
Yöntem
Öğrenciye basit işlerin yapıldığı resimler gösterilir. (yazı yazarken, duş alırken, uyurken vb.) Sonra bu kişilerin ne yaptığı sorulur. Öğrencinin bilgi ve kapasitesine göre resimlerin zorluk derecesi arttırılır. Diğer alıştırma, cümledeki boşlukları doldurmadır. Öğrenciye bir doğru bir de yanlış cümle okunur. Yanlış kullandığı kelimeler açıklanır ve örnekler verilir. Sonra yeni öğrendiği kelimeyle cümleler kurması istenir ve yeni kelimeyi doğru kullanana kadar üzerinde çalışılır.
 
Diğer bir alıştırmada, okuma bilen öğrencilere üzerinde 4 kelime olan bir kart bir kart verilir. Bu kelimelerin 3’ü benzer anlamlar taşır, diğer kelimenin anlamı ise farklıdır ve öğrenciden bunu bulması istenir. Ya da bir öykü okunurken öğrenciden bilmediği kelimeleri söylemesi istenir. Bu kelimelerin anlamları açıklanır ve üzerinde konuşulur. Sonra bu kelimelerin sık kullanıldığı cümleler kurması ya da kısa bir hikaye anlatması istenir. Bu kelimeler daha sonraki derslerde de tekrar edilmelidir.
 
2.2. Deyimleri Anlamak
 
Terapinin Hedefi:
Deyimleri anlamak ve doğru kullanabilmek.
 
Yöntem
Onuncu bölümde de bahsedildiği otistik kişiler kelimeleri ilk anlamlarıyla kavradıklarındandeyimleri ve mecaz anlamları anlamakta çok zorlanırlar. Burada bunlar için birkaç alıştırma anlatılacaktır.
 
Bazen kişilerin kelimeleri farklı anlamlarda kullanabilecekleri öğrenciye anlatılır. Yaklaşık altmış adet mecaz anlam içeren kalıp ve deyim toplanıp her biri küçük kartlar üzerine yazılr. Bunların anlamlarıda kartlar üzerinde yazılıp ayrıca bir liste oluşturulur.
 
Deyimlerin Öğretilmesi
 
1.)    Öğrenci sesli olarak deyimleri okur ve anlamlarını düşünür
2.)    Şimdi anlamların yazılı olduğu listeden doğru anlamı bulmaya çalışır. Bulamıyorsa terapist doğru anlamı söyler
3.)    Deyimin bulunduğu kartın yanına üzerinde anlamı olan kart konur
4.)    Öğrenci ile deyimin anlamı hakkında konuşulur, aklında kalmasını kolaylaştıracak bazı noktalar bulunmaya çalışılır.
5.)    Tüm deyimler hakkında konuşulduktan sonra öğrenciden deyimlerler anlamlarını eşleştirmesi istenir.
6.)    Deyimler okunur, öğrenciden açıklaması ve örnek vermesi istenir.
 
Bundan sonraki adımda içinde deyimler olan bir öykü okunur ve öğrenciden hikaye içinde geçen deyimleri açıklaması istenir. Bir dahaki derste bu deyimler ve kalıplar tekrar edilir.
 
İlk başlarda deyimler ve kalıplar Ludwig’in kafasını bayağını karıştırmıştı. Ancak birkaç tekrardan sonra deyimleri doğru olarak kullanabildiği ve günlük hayata aktarabildiği görülmüştür. Basit deyimlerle başlayıp yavaş yavaş zorlara geçmek çok önemlidir.
 
2.3 Esprileri Anlamak
 
Terapinin Hedefi:
Espri yapıldığında neye ve neden gülündüğünü anlamak.
 
Yöntem
Deyim ve kalıplarda olduğu gibi otistik kişiler kelimeleri ilk anlamlarıyla anlarlar ve bundan dolayı esprileri anlayamazlar. Burada hedef otistiklerin esprilere kahkalarla gülmesini sağlamak değildir. Önemli olan espri yapıldığında diğer kişilerin neden güldüğünü ve neyi komik bulduklarını anlamalarını sağlamaktır.
 
 Bir kişininin aptalca davranışını anlatan dört fıkra seçilir. Öğrenciye bazı kişilerin başka birinin aptallığına gülebildiği anlatılır. Öğrenciye bir fıkra okutturulur. Sonra fıkra içinde geçen olaylar cümle cümle incelenir. Cümlede geçen olayın normal mi yoksa aptalca mı olduğu bulunmaya çalışır. Sonra saçma olan ifade birlikte bulunur. Birçok fıkranın incelemesi sonucu fıkraların en önemli noktalarının genelde son cümlede olduğu kuralı çıkarılmıştır.
 
İlk iki fıkra anlatıldığında Anna diğer kişilerin neyi komik bulduğunu anlamamıştı. Daha sonra, yukarıda anlatılmış olan kurallar yardımıyla fıkranın komik noktasının neresi olduğunu ve hangi kişinin “aptal” sayılabileceğini az çok anlayabiliyordu.
 
2.4 Okunmuş Bir Öykünün Tekrarlanması
 
Terapinin Hedefi:
Okunmuş bir öyküyü doğru olarak tekrar edebilmek.
 
Yöntem
Okunmuş bir öyküyü doğru olarak tekrar edebilme becerisi için öncelikle resim yorumlamadan başlanmıştır.
İzlenen adımlar şunlardır:
1.       Resimler tek tek incelenir ve öğrenci üzerinde gördüklerini anlatır.
2.       Tüm resimler incelendikten sonra, kısa cümlelerle resimlerdeki olayları özetlemesi istenir.
3.       Şimdi bu cümlelerden kısa bir öykü oluşturulması istenir. Önemli olan bu öyküde tüm olayların yer alması ve farklı olayların uydurulmamasıdır.
 
Daha önce de görüldüğü gibi, resimli öyküler alıştırma için çok uygun bir materyaldir. Diğer bir alıştırmada öğrenciye aile hayatı ile ilgili (örneğin lokantada yemek yemek, doğum günü kutlaması, yüzmeye gitmek) 4-8 resim gösterilir. Sonra da bunları olay sırasına koyup kısa bir öykü anlatması ve olayla ilgili soruları cevaplaması istenir.
 
Okunmuş Bir Öykünün Tekrar Edilmesi:
Öğrenciye kısa bir öykü (200-250 kelime) okunur ve sonra birkaç cümle ile bu öyküyü tekrarlaması istenir. Öğrencilerin çoğu öykünün sonuna kadar konsantre olmakta zorlandıkları için öykü 3-4 bölüme ayrılır. Her bölümden sonra öğrenciden o bölümü özetlemesi istenir. En sonunda tüm öyküsü kısa cümlelerle tekrar etmesi stenir.
 
Otistiklerin çoğu öyküdeki olayları canlandırmakta zorlanırlar. Bunlardan dolayı öykünün içeriği ile ilgili sorular sorulur. Diğer bir etken konsantrasyon sorunudur. Bazı öğrenciler çok kısa öyküleri bile dikkatli dinlemekte zorlanırlar. Oturma şeklinden ve sandalye üzerinde ileri geri kaymalarından konsantrasyonlarının çok kısa olduğu anlaşılmaktadır. Bundan dolayı ayrıca bir de konsantrasyon sorunu olan öğrencilerle öyküden önce gevşeme (rahatlama) hareketlerinin yapılması uygun olur.
 
2.5 Okunmuş Öyküyü Tekrar Anlatırken Mantıksız Yorumların Kaldırılması
 
Jens öykünün içeriği ile ilgili sorulara, soruyla alakası olmayan sterotip cevaplar veriyordu. Terapist öyküde bahsedilen ailenin nereye gitmek istediğini sorduğunda, öğrencinin cevabı
‘’kız gülüyor’’ idi. Bu cevabın ziyaret edilmek istenen yer ile alakası olmadığı uyarısı yapıldığında, aynı cevabı tekrar ediyordu.
 
Terapinin Hedefi
Okunmuş bir öyküyü tekrar ederken öğrenci birden başka alanlara kayıyorsa ya da öykü ile ilgisi olmayan olaylardan bahsediyorsa, terapist onu güler yüzlü bir şekilde uyarır. Örneğin terapist bu olayların öyküde geçip geçmediğini sorabilir (‘’Öyküde bu olmuş muydu?’’ ’’Ben bunu hatırlamıyorum .’’).Terapist, mantıklı olmayan yorumları duymazlıktan gelir ve öykünün içeriğiyle ilgili sorular sorar.
 
2.6 Bir Öykünün / Metnin Anlaşılması
 
Terapinin Hedefi:
·         Öykünün içeriğiyle ilgili soruları doğru cevaplamak
·         Öykünün içeriğini anlamak
Yöntem
Aşağıda anlatılacak olan yöntemler sadece okumayı bilen öğrencilere uygundur. Öncelikle terapist öğrencisini dikkatli olması ve yoğunlaşması için motiv e eder. Bunun üzerine kısa bir öykü verilir ve dikkatlice okunması istenir. Sonra parcayla ilgili soruları cevaplandırılması istenir. Ancak her soru için üç cevap seçeneği sunulur. Öğrenci öyküyü tekrar okumadan soruyu cevaplandırmaya çalışır. Eğer cevaplayamadıysa veya yanlış cevapladıysa, öyküyü tekrar okumasına izin verilir. Eğer yine doğru cevabı bulamıyorsa, öykü birlikte okunur ve doğru cevap aranır.
 
Diğer bir alıştırma: öğrenciye bir öykü ve on iki resmin yer aldığı bir kağıt verilir. Bu resimlerden yedisi öyküyle ilgilidir, beşi öyküye uymaz. Bu bilgi öğrenciye de verilir. Öğrenci öyküyü okur ve uygun resimleri bulmaya çalışır. Resimler birbirine çok benzediği için öğrencinin öyküyü çok dikkatli okuması ve ayrıntılara dikkat etmesi gerekir. Sonra öğrencinin yaptığı seçim üzerinde konuşulur ve gerekirse doğru cevabın bulunduğu cümleler incelenir.
 
Okuma-anlama becerisinin geliştirilmesine yönelik ilginç bir yöntem,basit bilmecelerin çözülmesidir. Öğrenciye on tane objenin kısaca tarif edildiği bir yazı verilir, ancak nesnenin adı yazılmamıştır ve öğrenci bu nesneyi bulmaya çalışır. Ancak öğrencilerin çoğunu parçayı dikkatli okumaları için motive etmek gerekmektedir. En sonunda onu doğru cevabı bulmaya yönlendiren kelimeyi söylemesi istenir.
 
Buna benzer bir alıştırmada, öğrenciye kısa kısa reklam sözleri verilip hangi ürünün reklamının yapıldığını bulması istenir.
 
Başka bir alıştırmada, bir öykünün cümleleri karıştırılarak verilir. Burada öğrencinin görevi cümleleri sıraya koymak ve hangi olayın daha önce olduğunu, hangisinin diğerinin sonucu olduğunu düşünmektir. Bu alıştırmada öyküdeki kahramana öğrencinin adını vererek motivasyonu arttırabilirsiniz.
 
Okuma-anlama için başka bir alıştırma: öğrenciye kişilerin söyledikleri her cümlenin anlamlı ve doğru olmadığı konuşulur. Bazı cümleler ilk anda doğru gibi görünse de, incelendiklerinde saçma oldukları anlaşılır.
 
Bir öyküden anlamlı ve anlamsız cümleler çıkarılıp kartlar üzerine yazılır. Daha sonra bu kartlar öğrenciye verilerek cümleleri anlamlı ve anlamsız olarak ayırması istenir. Anlamsız cümleleri koyması için bir kap verilir,anlamlı cümleler için ise tüm cümlelerin yer aldığı bir liste verilir ve onun üzerinde anlamlı olarak nitelendirdiği cümleleri işaretlemesi istenir. Terapist bir cümleyi okuyup kartı öğrenciye verir. Öğrenci cümleyi yerleştirir ve kararının sebebini açıklar. Doğru kararı vermekte zorlanıyorsa, cümleyi terapist ile birlikte inceler.
 
Burada konsantrasyonun rolü çok büyüktür. Öğrenciler dikkatli olmaları için önceden motive edilirlerse,soruları incelerken daha fazla dikkat göstermektedirler. Arnold parçayla ilgili ilk soruları düşünerek doğru cevapladı. Ancak zaman ilerledikçe düşünmeden herhangi bir cevabı işaretlemeye başladı. Burada öğrenciye, diğer soruları da ilk sorular gibi doğru cevaplayabileceği söylenmelidir. Ayrıca, sabırlı olup biraz daha çaba gösterdikten sonra dinlenebileceğinin söylenmesi gerekir.
 
 
3.Konuşmanın ve Sosyalleşmenin Gelişmesi
 
3.1 Nezaket Kurallarının / Selamlaşma-Vedalaşmanın Öğrenilmesi
 
Terapinin Hedefi:
Öğrencinin terapistini ve grup arkadaşlarını selamlaması.
 
Yöntem:
Öğrenci teşvik ve övgü ile, kuruma gidip gelen terapist ve öğrencileri selamlaması için motive edilir. Selamlaşma ve vedalaşma şekilleri öğrenciye anlatılır. Ayrıca samimi ve resmi olduğumuz kişilerle nasıl selamlaştığımız üzerinde de durulur. Öğrencilerden selamlaşma ve vedalaşma için örnek vermesi istenir ve hangisini en çok tercih ettiği sorulur. Bunun dışında anne-babasını, arkadaşlarını ve tanıdıklarını nasıl selamladığını anlatması için motive edilir. Terapist selamlaşma sırasında nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlatır (örneğin el uzatmak, göz kontağı kurmak).
 
En sonunda öğrenilenler drama şeklinde tekrar edilir.
 
Jens selam vermekten hoşlanmıyordu ve bunun için motive edilmesi gerekiyordu.
Nezaket kurallarının öğrenilmesinde Jens’te taklit ederek öğrenme etkili oldu. Diğer öğrencilerin terapistlerini severek selamladıklarını ve ellerini uzattıklarını görüyordu.Bir süre sonra Jens kendiliğinden selam vermeye başladı.
 
 
3.2 Konuşurken Göz Kontağı Kurmak
 
Otistik kişiler için göz kontağı kurmak ya da sürdürmek çok zordur. Sosyal çevre ise göz kontağı kurulmamasını reddetme olarak algılar. Eğer öğrenci göz kontağı kurmayı öğrenmediyse, bunu öğrenmesi çok önemlidir.
 
Terapinin hedefi:
·         Konuşulan kişi ile göz kontağı kurmak.
·         Göz kontağını sürdürmek.
 
Yöntem:
En önemli koşullar terapistin güler yüzlü mimikleri ve göz kontağıdır. Öğrenciden terapistine bakması istenir ve üç saniye göz kontağı nı sürdürebiliyorsa övülür. Bundan sonraki adımda terapisti ile konuşmak istediğinde göz kontağını kendisinin kurması istenir. Konuşma ancak göz kontağı kurulduktan sonra başlar. Öğrenci bunu başardıysa terapisti onu över. Göz kontağı kısa bir konuşma süresince devam ettirilir. Bunun dışında selamlaşma ve vedalaşma sırasında da göz kontağı kurması için motive edilir. Öğrenci buna alışana kadar terapist bunu devamlı hatırlatır.
 
Yukarıda anlatılmış olan yöntemlerin kullanılmasıyla, göz kontağı kurma ve sürdürme açısından tüm öğrencilerde gelişme gözlenmiştir. Göz kontağının kurulmasıile otistik kişiler diğer kişilerle konuşurken daha güler yüzlü bir izlenim bırakırlar. Ayrıca davranışları sosyal normlara uyar.
 
 
3.3 Terapisti / Arkadaşı ile Kendiliğinden Beden Teması Kurmak
 
Terapinin Hedefi:
Öğrencisinin ani beden temasına izin veren terapist ve öğrenci arasında bir bağ kurulması.
 
 
Yöntem:
Öğrenci ancak terapist ile arasında belirli bir güven oluşturduktan sonra beden temasına izin verir. Bundan dolayı aktif olarak beden teması üzerinde fazla durulmamıştır. Ancak otistik öğrencinin, ani beden teması tekliflerine olumlu yanıt verilmesinin çok önemli olduğunu bilmesi gerekir.
 
Otistik kişiler beden temasında bulunurlarsa, bu terapisti kabullendikleri (sevdikleri) anlamına gelir.
 
Beden temasına güler yüzlü karşılık verilmesi çok önemlidir. Örneğin tatlı dille ya da güler yüzlü bir jestle karşılık verebilir (‘’Sen ne kadar tatlı bir çocuksun böyle’’). Beden temasını engelleme yanlış olur, çünkü bu kişiyi reddetme anlamına gelir. Ancak uygun olmayan beden temasını değiştirmek (engellemek) gerekir.
 
Bunun için bir örnek: Max terapistine sıkı sıkı sarılmaya başalamıştı. Bu terapisti ile arasında iyi bir diyaloğun olduğunu gösteriyordu. Max’a bu davranışı yasaklamak doğru olmazdı. Ancak Max iri yarı ve güçlü bir çocuktu ve terapistine zarar verebilirdi. Bundan dolayı Max’a terapistine sarılmadan önce izin alması grektiği ve sevgisini gösterirken daha dikkatli olması gerektiği anlatıldı.
 
 
3.4 Beden Temasına Tahammül Etmeyi Öğrenmek
               
Terapinin Hedefi:
Ölçülü bir beden temasına katlanabilmek.
Otistik gençlerin beden temasına yaklaşımı incelendiğinde, okşanmaktan ya da başkalarının onlara dokunmasından zamanla hoşlandıkları gözlenmiştir. Ancak bazı gençler beden temasına kesinlikle izin vermezler. Kendilerine dokunulduklarında irkilirler, uzaklaşırlar veya kalkıp yer değiştirirler. Buradaki hedef bu gençlerin günlük hayatta karşılaşılan beden temasının (tıklım tıklım dolu olan otobüs,omuz omuza çarpışma vb.) minimum düzeyde tahammül edebilmelerini sağlamaktır.
 
Yöntem:
Bu araştırmalar üç kişilik gruplarla yapılmıştır.
 
·         Dondurma Oyunu: Öğrencilere birbirine yapıştırılmış iki büyük tabaka kağıt verilir. Kağıdın üzerinde öğrencilerin üçü de rahatlıkla durabilmektedir. Sonra bu kağıttan küçük parçalar koparılır. Öğrenciler kalan kağıdın üzerinde durmaya çalışırlar. Ancak sıkıştıklarını söylemeye başladıklarında oyun bitirilir.
 
·         İki öğrenci kollarını birleştirerek büyük bir çember oluştururlar. Diğer öğrenci bu çemberin içinden geçmeye çalışır.
 
·         Ellerle, sırta ya da bacakalara dokunmayı gerektiren hareketler yapılır. Ancal burda önemli olan öğrenci sıkıldığı ( dokunmalara tahammülü kalmadığı ) anda oyunu bitirmektir.
 
3.5 Yardım Etmeyi Öğrenmek
 
Terapinin Hedefi:
Grup arkadaşlarına yardım etmek.
 
Yöntem:
Öğrenciyle birine yardım etmeyi konu alan öyküler okunur. Sonra çeşitli davranış şekilleri üzerinde konuşulur ve öğrencinin böyle bir durum karşısında nasıl davrandığı konuşulur. Önemli olan öğrencinin çevresiyle bağlantı kurabilmesini sağlamaktır. Bunun için kurum içerisinde hangi durumlarda yardım gerektiği ve nasıl yardım edebileceği öğrenciyle konuşulur.
 
Diğer bir yöntem,drama içinde öğrencilerin birbirlerine yardım edeceği durumları oynamaktır.
 
Öğrencilerin terapilerde öğrendikleri yardım davranışlarını günlük hayatta aktarabildikleri gözlenmiştir. Örneğin bir öğrenci ayakkabılarının bağını bağlayamayan bir arkadaşına yardım etmiş, diğeri yürüyüşte arkadaşıyla ilgilenmiştir. Kısaca, uygulanan yöntemlerin öğrencileri yardım konusunda daha duyarlı kıldığı gözlenmiştir.
 
3.6 Zihin Teorisi : Diğer Kişilerin Dururmunu Anlayabilme
 
Terapinin Hedefi:
Kendini başka bir kişinin yerine koyup, davranışlarını anlayabilmek.
 
Yöntem:
Burada anlatılacak olan çalışma Wimmer & Perner’in (1983) ‘’Zihin Teorisi’’ (Theory of Mind) çalışmaları doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar, bir lişinin diğer kişilerin durumunu anlayabilmesi, bu konuda şahsi görüşlere sahip olmasıyla ilgilidir. U. Frith (1989), otistik kişilerin bu tarz görüşleri olmadığını ve bunun da onlar için sosyal açıdan bir engel oluşturduğunu kanıtlamıştır.
 
Odanın belli bir yerinde kumaştan yapılmış bir tavşan bulunmaktadır.Öğrencilerin biri odadan dışarı çıkarılır ve bir diğer öğrenci tavşanı saklar. Şimdi bu öğrenciye, arkadaşı içeri geldiğinde tavşanın daha önce bulunduğu yerde mi, yoksa kendisinin tavşanı sakladığı yerde mi arayacaktır? Bu çalışmadan çıkan sonuç çok nettir. Tüm öğrenciler dişarıya çıkan arkadaşlarının tavşanı kendilerinin sakladığı yerde aramaya başlayacağını düşünürler. Hiçbir öğrenci kendisini kapının önünde bekleyen arkadaşının yerine koyup, kendisinin sahip olduğu bilgiye onun sahip olamayacağını düşünemez.
 
Daha sonraki seansta bu çalışma tekrar edilir. Öğrenciye kapının önünde bekleyen arkadaşının tavşanın nereye saklandığını göremeyeceği ve bundan dolayı da nerede araması gerektiğini bilmediği anlatılır. Bunun üzerine aynı çalışma tekrar edilir, ancak bu sefer tavşanı saklayan öğrenci dışarı çıkar ve terapist tavşanı saklar. Öğrenci içeri girdiğinde tavşanı hemen bulamaz ve yanlış yerlerde aramaya başlar. Bunun üzerine edindiği bu tecrübe hakkında öğrenci ile konuşulur. Edindikleri bu tecrübe hakkında kendilerini başka bir kişinin yerine koymaları kolaylaştırır.
 
Bazı öğrenciler edindikleri bu tecrübe sayesinde,ilk başta verdikleri cevabın yanlış olduğunu fark ettiler ve doğru cevabı hemen buldular. Bilişsel açıdan zayıf olan öğrencilerin bu çalışmadan sonra da istenen cevabı veremedikleri gözlenmiştir. Diğer kişilerin biliş durumunu tahmin edebilme becerisi, otistik iletişim engellerinin aşılması dışında belirli bilişsel becerileri de gerektirmektedir.
 
 
3.7 Yüz İfadesini / Duyguları Anlama
 
Terapinin Hedefi:
Duygularla bağlantılı olarak oluşan mimikleri başkalarında ve kendinde tanımayı öğrenmek.
 
Yöntem:
1.        Öğrenciden bildiği tüm duyguları sayması istenir. Bunlar kartlara yazılır. Özellikle ‘’sevinç’’,’’üzüntü’’ ve ‘’kızgınlık’’ gibi duygular çok önemlidir.
2.        Öğrenciden hangi durumda hangi duyguyu yaşadığı ve bu duygu içindeyken kendini nasıl hissettiğini anlatması istenir. Burada önemli olan, öğrencinin belirli duyguların kendisine nasıl yansıdığını düşünmesidir. Terapi açısından en iyisi, durumun öğrenciye mümkün olduğu kadar somut bir şekilde sunulması ve öğrenciyi duygusal olarak derinden etkilemesidir.
3.       Öğrenciye bir sıfat listesi verilir ve bu durumların onda ‘’hoş’’ ve ‘’iyi’’,’’hoş olmayan’’ ve ‘’kötü’’ duygularından hangisini oluşturduğu sorulur.
4.       Yanlış sınıflandırılan duygular hakkında öğrenci ile konuşmak gerekir. Burada da öğrencinin hayatı ile bağlantı kurmak ve aynı duyguları yaşadığı durumlar bulmak çok önemlidir.
5.       Bu alıştırmada öğrenciden çeşitli fiilleri (ağlamak, bağırmak, gülmek vb.) duygulara göre ayırması istenir. Bu duygular şunlardır:’’sakinlik ve nesnellik’’,’’mutluluk ve sevinç’’,’’kavga ve sinir’’,’’mutsuzluk ve dert’’. İlk adım olarak bu dört grup hakkında öğrenci ile konuşulur. Bunun için öğrenciden kendi hayatını düşünüp bu duyguları yaşadığı durumlar bulması istenir. Ancak öğrenci tüm duygularla kişisel bir bağlantı kurduktan sonra fiilleri duygulara göre ayırması istenir. Öğrenci;herhangi bir kelimenin anlamını bilmiyorsa, terapist bu kelimeyi anlatmaya çalışır (örneğin, ‘’dün Anna ayağını incittiğinde ‘ay’ diye bağırdı ve ağrısından şikayet etti’’). Öğrencinin bilmediği kelimeler anlatılıp not edilir, dersin sonunda ve diğer derslerde de bu kelimeler tekrar edilir.
6.       Öğrenciye kısa kısa kelimeler okunur ve elinde bulunan bir listeden bu cümlenin onda hangi duyguyu oluşturduğunu bulması istenir.
7.       Kişinin mimiklerinden hangi duygular içinde olduğunun anlaşılabileceği öğrenciye söylenir ve bunun için terapist herhangi bir mimiği yaparak örnek verir. Ancak burada öğretmenin aynı filmlerdeki gibi sadece bir taklit yaptığını,bunun gerçek olmadığını öğrenciye söylemek çok önemlidir. Bunun üzerine terapist çeşitli duyguları taklit etmeye çalışır. Bunu yaparken duyguyu daha iyi anlatabilmek için konuşarak da örnekler verir. Örneğin terapist çok üzün bir yüz ifadesiyle oturur ve ‘’malesef ayıcığımı kaybettim ve artık onu bulamıyorum. Onu çok seviyordum, şimdi ben onsuz ne yaparım?’’ der. Burada öğrencidenhangi duygunun taklit edildiğini bulması istenir.
8.       Öğrenciye çeşitli mimiklerin yer aldığı resimler gösterilir ve gördüğü kişinin hangi duygu içinde olduğu söylenmesi istenir. Her duygunun nasıl bir duygu (iyi yada kötü)olduğu düşünülür. Öğrencinin o duyguyu daha iyi anlayabilmesi için burada da kendi hayatı ile bağlantı kurmak çok yararlı olacaktır.
9.       Kişinin hangi duygu içinde olduğu yüzünden anlaşılan resimler üzerinde konuşulur. Yüz ifadeleri incelenirken, kişinin kendini nasıl hissettiğinin nereden anlaşılabileceği düşünülür. Örneğin sevinçli olan bir insanin gözleri büyüktür ve gülümsüyordur. Bu belirtiler diğer kişilerin duygularını anlamada otistik kişilere yardımcı olur. Altıncı ve yedinci adım sık sık tekrar edilmelidir.
10.   Şimdi öğrenci bir duyguyu taklit etmeye çalışır ve mimikleriyle oynar. Kendini görmesi için öğrenciye bir ayna verilir. Artık öğrenci çeşitli mimiklerin neler ifade ettiğini biliyordur. Şimdi bunları kullanarak çeşitli duyguları (özellikle de en önemli üç duyguyu: sevinç,hüzün,sinir) yansıtmaya çalışır. En büyük zorluk, otistik kişilerin yüz bölgesindeki motor hareketlerin çok gelişmemiş olmasıdır.
11.   En son ve zor adım yüz ifadesinin konuşmayla desteklenmesi, yani koordine edilmesidir. Bu beceri drama şeklindeki alıştırmalarla geliştirilmeye çalışılır.
 
 
3.8 Değişik Roller Üstlenebilmek
 
Terapinin Hedefi:
·         Kendini başkalarının yerine koyabilmek.
·         Kendini bilinçli olarak yönlendirmeyi öğrenmek.
 
Yöntem:
Farklı konularla ilgili drama oyunları yapılır. En önemli şey bu oyunlarda bir gerçek payının olmasıdır. Drama yaparken öğrencilerin gerçek bir durumu canlandırmaları gerekir. ‘’Doktora gitmek’’,’’alışveriş’’,’’lokantada yemek yemek’’,’’ev kazaları’’,’’bir adresi arama’’,’’iş görüşmesi’’ ve ‘’şikayet’’gibi konular ele alınabilir. Her oyunun başında öğrenciye bir konu verilir ve nasıl davranması gerektiği üzerinde konuşulur. İlk başlarda çok kısa oyunlar oynanır ve zamanla bunlar genişletilir. Başka bir kişinin rolünü üstlenmekte zorlanan öğrencilerin gerçek hayatlarıyla ilgili roller üstlenmelerine dikkat edilir. Örneğin ‘’doıktora gitme’’ oyununda terapist doktor rolünü üstlenirken, öğrenciye hasta rolü verilir. Daha önce bu rolü gercek hayatta da yaşamıştır. Başka bir kişinin rolünü üstlenmekte çok zorlanan öğrenciler için, önce terapistin o rolü üstlenip öğrenciye göstermesi gerekir. Sonra öğrenci gördüklerini tekrar eder.
 
Başka bir kişinin rolünü üstlenme oyununda,konuşulan kişi ile göz kontağı kurma ve cümle halinde konuşma uygulamaları yapılmış, üstelik konuşulana uygun olan bir mimik üzerinde de çalışılmış olur. Her oyundan sonra öğrenciler farklı şeyler için övülmelidir ve olumlu değişiklikler özellikle vurgulanmalıdır. Öğrenci başka bir rol üstlendiğinde neler hissettiğini anlatmalıdır.
 
Öğrenciler drama oyunlarını çok seviyor ve sık sık oynamak istiyorlardı. Örneğin Christoph bu oyunlar sayesinde daha önce hiç yaşamadığı durumları çok iyi canlandırabiliyor ve hayal gücünü de kullanarak kendiliğinden o role eklemeler yapabiliyordu. Günlük hayatta edindiği tecrübeler o rolü üstlenip gerçeğe yakın bir şekilde canlandırması için yeterliydi.
 
 
3.9 Kendini Rahatlatmak
 
Terapinin Hedefi:
Kendini rahatlatmayı, dinlendirmeyi öğrenmek.
 
Yöntem
Bu alıştırmada otojen (kendi kendine yapılan) hareketler ve adım adım yapılan kas gevşetme yöntemleri birleşmiştir:
1.       Öğrenci gevşek ve rahat bir konumda oturur.
2.       Terapist öğrenciden sağ elini yumruk haline getirip tüm gücüyle sıkmasını ister. Beş saniye sonra elini tekrar açıp kolunu rahat bırakması istenir.
3.       Aynı hareket sol elle ve sonra iki elle birden yapılır. Bu hareket birkaç defa tekrar edilir.
4.       Diğer alıştırmalara başlamadan önce öğrencinin rahat ve gevşek bir konumda oturması çok önemlidir.
5.       Öğrenciden gözlerini kapatması istenir. Terapistin uyarısı üzerine öğrenci derin derim nefes alıp vermeye başlar. Bu yapılırken öğrencinin sakin ve rahat olmasına dikkat edilir.
 
Bu alıştırmaların tamamı 10-15 dkika sürer.
 
3.10 Saldırgan Davranışların Azaltılması
 
Terapinin Hedefi:
Saldırgan davranışların en aza indirilmesi ve alternatif uygulamaların sunulması.
 
Yöntem:
Öğrenciye kısa öyküler okunur. Bu öykülerde bir problem yüzünden saldırgan davranışlar sergileyen kişiler anlatılmaktadır. Sonra öğrenci ile bu davranışın avantajları ve dezavantajları hakkında konuşulur. Ayrıca öyküde anlatılan durumda daha iyi bir davrnışın nasıl olabileceği düşünülür.
 
Bunun üzerine, öğrencinin en çok sinirlendiği durumlar tespit edilir. Burada da yine davranışın avantajları ve dezavantajları konuşulur. Ayrıca bu davranışın sebepleri aranır ve alternatif uygulamalar bulunmaya çalışılır. Öğrenci doğru davranışı gösterip saldırgan davranışlarda bulunmuyorsa ödüllendirilir.
 
Ludwig kurumdaki kurallara uymayan öğrencilere vurmaya başlamıştı. Bunun üzerine Ludwig’e kurumdaki bazı öğrencilerin kuralları öğrendiği ve onun gibi doğru davrandığı, ama bazılarının ise kurallara göre davranabilmek için çalışmaları gerektiği anlatıldı. Arkadaşlarının da bu davranışları öğrenebilmeleri için Ludwig doğru davranışlar sergileyerek ,onlara hem örnek hem de yardımcı olacaktı. Ayrıca başkasının davranışına sinirlendiğinde o odayı terk etmesi rica edildi. Bunu başardığı ve arkadaşlarına zarar vermediği her gün için bir yıldız verildi. Beş yıldız tamamlandığında da küçük bir hediye aldı.
 
Burada anlatılan yöntemin saldırgan davranışları azalttığı görülmüştür.
 
3.11 Kendine Zarar Verici Davranişları Azaltmak
 
Terapinin Hedefi:
·         Öğrencinin kendine zarar vermesini azlatmak ya da tamamen bırakmasını sağlamak.
·         Alternatif uygulamalar bulmak.
 
Yöntem:
Eğitime başlandığı sürelerde iki öğrencide kendine zarar verme davranışı gözleniyordu. Bir öğrenci sürekli dudağını ve kolunu ısırıyordu, diğeri ise eli yara olana kadar pantolonuna sürtüyordu. Burda hedef mümkün olduğu kadar bu davranışları engellemekti.
 
Öğrencilerden de kabul gören bir yöntem,dersin başında yapılan bir rahatlama alıştırmasıdır. Kullanılan başka bir yöntemde ise öğrenciye bu davranışı neden yaptığı sorulur. Ayrıca kendine zarar vermeden hemen önce ne olduğunu ve neler hissettiğinni anlatması istenir. Bundan sonraki adımda öğrenciye davranışının neden yanlış olduğunu anlatır (kan,ağrı,yaranın iltihaplanması vs.)
 
Daha sonra bir takım alternatif uygulamalar düşünülüp bir liste oluşturulur. Öğrenci kendine zarar vermek istediği durumlarda bu uygulamaları kullanarak kendine daha az zarar verecektir. Alternatif uygulamalar iyiden kötüye doğru bir sıraya konur. Sonra hangisinin en iyi ve hangisinin uygun olmadığına karar verilir. Bunun üzerine en iyi alternatif uygulamalar üzerine alıştırmalar yapılır.
 
Max odasında otururken oda arkadaşları kavga ettiğinde kolunu ısırdığını anlatıyordu. Bunun için terapisti ve Max alternatif uygulamalar bulmaya çalışırlar. Buldukları uygulamalar şunlardı: kumaş hayvanı ısırmak, sıkmak ya da döşeğe vurmak. En mantıklı ama aynı zamanda en zor olanı ise arkadaşlarına gidip kavga etmeyi kasmelerini söylemekti. Ancak öğrencilerin bu değişikliğe uyum sağlamaları cok zaman alıyordu. Sık sık alternatif uygulamalar üzerinde konuşulup, alıştırmalar yapıldı. Ancak birkaç hafta sonra Max bu uygulamaları kendi başına yapmaya çalıştığını anlattı. Oda arkadaşları da Max’in birkaç defa yanlarına gelip kavga etmeyi kesmelerini söylediğini belirtmişlerdi.
 
Örnekte de görüldüğü gibi, böyle bir durumda ancak sistemli bir yaklaşımla başarıya ulaşılabilir. Bu eğitimde ailenin ve ev yaşantısının dahil edilmesi, ayrıca çocuğun yakın çevresinde bulunan kişilerle olan sorunlarının da dikkate alınması kaçınılmazdır.
 
Kaynaklar:
 
Frith, U. (1989), Autism, Explaining the Enigma Balckwell, Oxford, Cambridge.
 
Wimmer, H. Ve Perner, J. (1983), “Beliefs about beliefs; representation and constraining function of wrong beliefs in young children’s understanding of deception”. Cognition 13, 103 -128
Toplam 710578 ziyaretçi (1452187 klik) burdaydı!
ARTIK BU ADRESTEYİM ;