Otizm Dünyası

Otizm DŁnyası

MECAZI ANLAMADA ZORLUK

 

BAŞKALARININ NİYETLERİNİ VE AKILLARINDAN GEÇENLERİ ANLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKME:

Bu çocuklar kendilerini başkalarının yerine koyamazlar ve başkalarının aklından geçenlerin ne olabilecegini ve niyetlerini anlamakta güçlük çekerler. Dolayısı ile oldukça iyi bir gelişim göstermiş olsalar ve zihinsel kapasiteleri çok iyi gelişmiş dahi olsa bu çocuklar başkaları tarafından kolaylıkla aldatılabilirler. Bu nedenle sınıfta arkadaşları tarafından olumsuz davranışlara kolaylıkla yönlendirilebilirler; bu davranışın suçlusu arandığında da herkes bir şekilde kandırma yollarına başvurarak kendini kurtarabilirken bu çocuklar kandırma becerileride gelişmemiş olduğu için ortada tek başlarına kalıverirler. Çünkü başkalarının zihnindekileri bir şekilde değiştirebileceklerini düşünemezler. Bu zihinsel esnekliğe sahip olamama durumu ile ilgili olarak Mesibov`un kitaplarında anlattıgı, şu örnek verilebilir. Çalışabilecek yaşa gelmiş bir otistik gencin tüm çalışanlar iş başı yapmadan önce kıyafetlerini işyerinde giymesi problem yaratmaya başlamıştır. Çünkü çalışma başlamamış olsa bile etrafta başka insanlarda bulunabilmekte ve hoş olmayan durumlar doğmaktadır. Bu nedenle, kendisine bu durumun uygun olmadığı söylenmiş ve uyarılmıştır. Bunun üstüne ertesi gün gencin elbiselerini iş yerinin otoparkında çok daha geniş bir seyirci kitlesi önünde değiştirdiği görülmüştür. Bu hikayede de, olduğu gibi iyi düzeydeki otistik kişiler söylenenleri düz anlamı ile gayet iyi anlayabilmekle beraber, gerisinde yatan mantığı anlayamamaktadır. Pek çok anne baba hiçbir gelişimsel problemi olmayan çocuklarının kendilerini nasıl kandırmaya çalıştıklarına tanık olmuşlardır. Örneğin, kendisine hediye edilen yeni makası yatağına alıp onunla uyumak isteyen iki yaşındaki bir çocuğun bunu battaniyesine sararak annesinden saklayabileceği düsüncesini babası ile paylaşırken aniden odaya gelen annesi battaniyenin altında ne olduğunu sorar. Çocuk, saklanan bir makas cevabını verebilir. Bu mantık çerçevesinde cevap verme durumunun, otistik özellikler taşıyan bir çocuk için zeka yaşı yedi olduğunda bile aynı şekilde devam ettiği iddia edilmektedir.

Zihin kuramı olarak adlandırılan bu teori şu örnekle test edilmiştir. Ayşe ve Ali adı verilen iki bebeğin iki çantası vardır ve otistik çocuğun gözü önünde bu bebeklerden Ayşe odadan çıkarılıp onun çantasındaki şeker Ali`nin çantasına konulmuştur. Sonra Ayşe tekrar otistik çocuğun bulundugu odaya getirilip çocuğa Ayşe şimdi şekeri yemek için hangi çantaya bakacak denildiğinde, çocuk Ali`nin çantasına demektedir. Çünkü otistik çocuk kendisini Ayşe`nin yerine koyup onun odada olmadığını ve şekerin yerinin değiştirildiğinden habersiz olduğunu düşünememektedir. Simon Baron Cohen (1993), aynı zeka yaşındaki Down sendromlu, otistik ve „normal“ çocuklara bu test düzeneklerini uyguladığında „normal“ ve Down Sendromlu çocukların doğru düşünce stratejisine sahip olabildikleri halde otistik çocukların başkasının düşüncesini fark edemediklerini dolayısı ile doğru sonuca varamadıklarını iddia etmektedir.
Dolayısı ile zekadan farklı olarak değişik bir dünyayı algılama ve düşünce stratejisinden bahsetmek söz konusudur.

Bu düşünce şekline bizim tanıdığımız hikayelerden biri ile örnek verilebilir. Kurnaz tilki ile aptal karga hikayesini anlattığınızda otistik özellikleri olan bir çocuk, karganın neden şarkı söylememesi gerektiğini bir türlü anlayamayacaktır.

ANLAM ÇIKARMAKTA GÜÇLÜK ÇEKMEK VE SOMUT DÜŞÜNME

Bu çocukların olaylardan anlam çıkarmakla ilgili bir problemleri vardır. Çünkü olayları parça parça yaşıyor gibidirler. Yani bir olayı belli bir akışı olan bir film gibi değilde sanki birbirinden kopuk film kareleri gibi yaşamaktadırlar. Dolayısı ile olaylar arasında sebeb sonuç iliskisi kurmak ve bir anlam çıkarmakta çok güçlük çekerler. Örneğin, bir eşyayı çekince üstündekilerin devrileceğini tekrar tekrar tecrübe etmiş olsa bile bu olayları muhtemelen kopuk kopuk yaşamış olduğu için her seferinde aynı hatayı yapabilecektir. Bu nedenle sebeb sonuç ilişkisini kurabileceği şekildeki şartlanmalarla düzenlenmiş eğitim çalışmaları bu alanı geliştirmekte fayda sağlayacaktır.

Daha yüksek düzeyde zihinsel kapasitelere sahip çocukların da aynı parça parça algılamayı daha karmaşık alanlarda yaşadıklarını görebiliriz. Örneğin; çocuk üç farklı resim ile gösterilen bir hikayeyi belli bir mantık sırasına göre dizmekte güçlük çekebilir. Çocuğun eli pislemiş, yıkıyor, kuruluyor şeklindeki bir sıralamayı yapamayabilir. Çünkü bu çocuklar, düşüncelerle davranışlar arasında bağlantı kurmakta güçlük çekerler ve durumları en somut hali ile algılar ve anlarlar. Pek çok otistik çocuk konuşmayı öğrenir ve oldukça yüksek bir zihinsel bir kapasitede sergileyebilir. Ancak bu çocuklar bile soyutlama becerilerindeki zayıflıktan dolayı dili tüm anlamları ile kavrayamazlar. Örneğin, deyimler ile ifade edilmeye çalışılan soyut anlamı çıkaramayan bir çocuk „ Senin de, çenen çok düştü bu aralar“ gibi bir lafın ardından huzursuz ve endişeli bir şekilde yerde çenesini aramaya başlayabilmektedir.

Bu nedenle konuşma ile ilgili hayli aşama kaydetmiş bile olsa, pek çok otistik çocuk ile eğitim çalışmaları sırasında deyimlerle çalışmalar çok faydalı olmaktadır.
Toplam 692183 ziyaretçi (1425234 klik) burdaydı!
ARTIK BU ADRESTEYİM ;